YAPAY ET HAKKINDA BİLMEDİKLERİNİZ

Teknoloji hayatımızın her alanında var olmaya devam ediyor.Sanayi devrimi ile insan gücünü üstlenen makineler artık yerini yapay zeka ürünü olan robotlara bırakmaya başladı.

Dünyanın durmak bilmeyen nüfus artışı, her ne kadar azalarak yükselse bile kıt kaynakların ihtiyaçları karşılayamaması durumu bir çok teknolojik çalışmayı karşımıza çıkarıyor. Çalışmaların başında iklim değişikliği, etkileri ve sonuçları yer almaktadır.

İklimin karşı konulamaz değişimi insanların büyük ölçüde kendi yarattığı küresel bir sorundur.Bütün canlıların yaşamsal faaliyetlerini olumsuz etkileyen bu sorun en çok da gıda ve su kaynaklarını etkilemektedir.

Bir çok ülke topraklarında, toprak verimli olsa da su kaynakları azaldığı için tarım ve hayvancılık yapılamıyor.Bu durum ülkeleri dışa bağımlı hale getirerek istihdamda düşmeye ve ekonomik krizlere neden oluyor.Göçlere sebep olan aşırı sıcaklık ve kuraklığa bağlı susuzluk, kısır bir döngü ile sistemin parçası oluyor.

ABD’de yapılan çalışmalar sıcaklık artışı ile özellikle gece sıcaklık artışının yükselmesi bitkilerin yaşam döngüsünü değiştirdiğini ve su gereksinimini arttırdığını, polenlemeyi bozabildiğini ve şimdiden pek çok sebzede verimin düştüğünü öne sürüyor.Son iki yıldır ülkemizde ki domates veriminin düşmesi buna örnek olarak verilebilir.

Sıcaklıkların yükselmesi ile bitki, böcek ve hayvan türleri yeni bölgelere yayılarak, insan sağlığını ve ekolojiyi etkiliyor.Bitkilerin elverişsiz olan habitatlara kayması, insanları yeni allerjenlerle karşı karşıya getiren, yeni hastalıklar, yeni parazitler ortaya çıkıyor.Her yıl bir kaç milyon ölüme yol açan sıtma, Batı Nil virüsü gibi hastalıklar sivrisinekler ile birlikte kuzey yer küreye yayılıyor.Bitkilere yeni parazitler geliyor, iklimde değişiklikler çiçek açma ve yavrulama gibi kritik olayların da zamanlamasını değiştiriyor. Bitkiler ve hayvanlar arasında çiçek açma, çiftleşme, yavrulama, göç etme, kış uykusundan uyanma gibi dönemlerinin kimi sıcaklık, kimi gün ışığı veya kar örtüsü gibi farklı faktörlere göre belirleniyor ve bazı zamanların eş zamanlı olması gerekiyor. Örneğin çiçekler açtığında arıların onları dölleyebilmesi, yavru kuşların yumurtadan çıktığında karnını doyurarak tohum, böcek gibi gıdaları bulabilmeleri gerekiyor.Bu eş zamanlılığın bozulması bir çok türün sonunu getirebilir.Örneğin, Kuzey denizinde ısınmaya bağlı olarak erken ortaya çıkan marina lavraları etrafta beslenecek plankton bulamıyor.

Ayrıca tarım alanlarına ek olarak hayvancılıkta da arazilere olan ihtiyaç hesaba katılınca hayvancılık en fazla arazi kullanımına neden olan etkinlik olarak belirleniyor. Gelişmekte olan ülkeler de geliştikçe daha fazla et ve ürünlerini tüketiyor.2030 yılına kadar bu tüketimin %44 artması bekleniyor.Üretim tüketimi karşılayamadığı için ticaret açığı büyüyor.

Bu ticaret açığı en büyük protein kaynaklarının başında gelen kırmızı et ve beyaz et için yeni çalışmalar başlattı.Bu çalışmalardan biri de yapay et üretimidir.

Gelecek nesillerin protein açığını kapatmak, hayvancılık için gerekli arazilerden tasarruf etmek, hayvancılık yaparken oluşan sera gazının etkisini mümkün olduğunca azaltmak, hayvan haklarını savunmak, hayvan kaynaklı hastalıkların insanlara geçmesini önlemek gibi bir çok düşünceyi içinde barındıran yapay et üretimi tüm dünyada ses getirdi.

Bu fikir, ilk kez yazar ve politikacı Frederick Edwin Smith tarafından öngörülmüş ve, laboratuvar ortamında üretilmiştir. Daha sonra Winston Churcill ‘Thoughts and adventures’ isimli kitabında kültürlenmiş et hakkında düşüncelerine yer vermiştir. Ayrıca 1931 yılında Churcil ‘Yalnızca tavuk göğüsü ve butu yiyeceksek, bütün tavuk yetiştirmeyelim.Bundan 50 yıl sonra kanadını ya da göğsünü yemek için bütün bir tavuğu yetiştirme garipliğinden bu parçaları uygun ortamlarda ayrı ayrı yetiştirerek kurtulacağız’ demiştir.

Yapay Et Üretiminde Kullanılan Teknikler

İlk olarak «et alternatifleri» olarak bilinen alternatif protein kaynaklarından üretilen etlerdir. Burada yaygın olarak kullanılan protein kaynakları bitkiler ve mantarlardır (mikroproteinler)  

İkincisi, canlı mikroorganizma yerine laboratuvar ortamında yetiştirilen doku ve hücrelerden türetilen kültürlenmiş et ve in-vitro ettir.

Üçüncüsü, genetiği değiştirilmiş organizmalardır. Geleneksel et üretimiyle benzerliklerine rağmen genomları laboratuvarda yapay olarak değiştirilmiş olan hayvanlar yapay veya insan yapımı olarak kabul edilebilir.

Endüstri 2013’ten bu yana çok büyük mesafe kaydetti. Laboratuvarda üretilen ilk hamburgerin maliyeti 325 bin Dolar’dı. 2015’te ise bu maliyet 8,15 Dolar’a kadar düştü. Bugün Memphis Foods adlı şirket dana eti ve tavuk eti üretmek için çalışmalarını sürdürüyor. Finless Foods, laboratuvarda balık eti üretirken Wild Earth adlı şirket ise kediler için fare eti üretme çalışmaları yürütüyor.

Yapay et üretiminin doğa için bir çok avantajı olduğu savunulsa da dini inanışlara göre tüketilmesinin uygun olup olmadığı tartışılmaktadır.Canlı bir hayvandan biyopsi yöntemi ile alınan ve hücrelerin geliştirilmesi ile oluşan yapay et tüketimi dini açıdan bir çok soruyu beraberinde getirmektedir.

Yapay et üretimi ile beraber tüketicilerin etik kaygıları da ortaya çıkmıştır. Çünkü yöntemin insan kas dokusundan da ilerleyen dönemlerde üretilebileceği düşünülerek kanibalizmaya (yamyamlığa) neden olabileceği endişesi oluşmaktadır.

ARZU ÇALIŞKAN ERSOY

Önceki İçerik

KİMCHİ

Sonraki İçerik

TEMPURA

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir